Kulak Kiri (Buson)


Kulak Zarı Deliklerine Örnekler


Uçak yolculuğu veya Dalış Nedeniyle Oluşan Kulak Zarı Zedelenmeleri
 
Kulak Hastalıkları
 
İşitme ve denge organımız olan kulak kabaca tanımlamak gerekirse dış kulak, orta kulak ve iç kulak olarak üç bölümden oluşur. Kulak kepçesi ve dış kulak yolundan oluşan dış kulak hastalıklarında genellikle ağrı vardır ve özellikle infeksiyonlu durumlarda bu ağrı çok şiddetlidir. Bu durumda dış kulak yolu şişmiştir ve kulak kepçesinin hareketi çiğneme sırasında bile ağrılıdır. Bu tablo mutlaka KBB Uzmanının yardımını gerektirir. Aslında çok gürültülü olmasına karşın çözümü zor değildir bununla beraber özellikle şeker hastalarında görülmüşse daha ciddi bir değerlendirmeyi gerektirir. Orta kulak enfeksiyonlarındaki ağrı ise genellikle daha derinlerde hissedilir ve çoğu kez kulakta dolgunluk, uğultu ve hafif işitme kaybı ile birliktedir. Kulaktan kanlı bir akıntı da gelebilir. Tedavide uygun antibiyotikler ve burun tıkanıklığını gideren ilaçlar kullanılır. İç kulak bakteriyel enfeksiyonlarına ise günümüzde çok nadir rastlanılmaktadır ve başlıca belirtisi şiddetli baş dönmesi ve işitme kaybıdır. Bu durum acil uzman yardımını gerektirir. İç kulağı tutan viral enfeksiyonlarda ise tek belirti genellikle bir üst solunum yolu infeksiyonunu izleyen şiddetli bir baş dönmesi atağıdır. Burada virüs denge sinirini tuttuğu için işitme kaybı görülmez. Ancak kabakulak, kızamık ve herpes zoster virüsleri işitme organını tutarak kalıcı tipte işitme kayıpları yapabilirler.

Kronikleşmiş orta kulak iltahapları ise başlı başına özel bir konu oluşturmaktadır. Şiddetli bir infeksiyon sonrası yada tekrarlayan orta kulak iltahaplarından sonra görülebilirler. Burada sık tekrarlayan yada sürekli olan bir kulak akıntısı ve işitme kaybı başlıca belirtilerdir.Kulak akıntısının yıllardır var olması ve/veya kötü kokulu ve kanamalı olması olumsuz belirtilerdir ve infeksiyon sonuçlarının şakak kemiği içerisinde giderek ilerlediğinin göstergeleridirler. Bu durum mutlaka yakın izlem altında tedaviyi gerektirir. Özellikle "kolesteatom" denilen ilerleyici koşulun varlığı hayati önem gösterebilir. Kronik orta kulak iltahapları bazen basit fakat bazende ileri kulak ameliyatlarını gerektirebilir. Özellikle ileri tekniklerin uygulanması yada tekrarlayan ameliyatlara gerek olması halinde kulak cerrahisi ile yoğun çalışan uzmanların varlığı gerekebilir.

Orta yaşlarda (30 ila 49 arası) işitme kaybı ile başlayan ve kadınlarda 2 misli daha sık görülen "Otoskleroz" dediğimiz orta kulaktaki üzengi kemikçiğinin hareketsizleşerek ses iletimini engellediği kalıtsal eğilimli hastalığın başlıca tedavisi cerrahidir. Ameliyatla bu birkaç milimetrik kemikcik çıkartılarak yerine ses iletimini iç kulağa aktaran bir protez takılır. Bu konuda deneyimli uzmanların elinde bu ameliyatların başarısı oldukça yüksektir. Hastalık genellikle iki taraflı olduğu için bir taraf başarılı oldu ise diğer kulak da 1 sene kadar sonra ameliyat edilir. Genel durumu ameliyata izin vermeyen hastalarda ve bazı özel koşullarda ise işitme cihazı uygulaması sonraki seçenektir.

- İşitme kayıpları kabaca orta kulak ve iç kulak nedenli olarak ikiye ayrılabilir. Orta kulak kaynaklı işitme kayıplarında dış ortamdaki ses dalgalarının iç kulağa iletimi bozulmuştur. Bu durumda cerrahi ile yapılabilecek tedavi seçenekleri bulunmaktadır çoğu kez. İç kulak işitme kayıplarında ise sesin sinirsel yollar ve işitme merkezinde algılanması bozulmuştur ve bu durumun tedavisi günümüzdeki genel uygulamada yoktur.

- Yaşlılığa bağlı işitme kayıpları iç kulak tipi kayıplardır. Genellikle 60 yaş üzeri başlar ve çok yavaş ilerler. Hastalar genellikle sesleri duyar fakat kelimeleri ayırdedemezler. Burada ilaçla tedavinin yeri çoğu kez yoktur.İşitme cihazı denemesi yararlanım sağlayabilir. Yüksek doz salisilatlar (aspirin ve benzerleri), sonu "misin" ile biten antibiyotikler ve bazı diüretikler (idrar söktürücüler ) iç kulağa zararlı etki göstererek kalıcı olabilecek işitme kayıpları yapabilirler.

- Kulak çınlaması toplumun % 30'unda mutlaka en az bir süre yaşanılmış bir durumdur. Sürekli olması halinde çoğu kez işitme kaybı ile beraberdir. Bazen ciddi sebeplere bağlı iken çoğu kez altta yatan tehlikeli bir hastalık gösterilemez.

- Erişkinlerde tek taraflı kulakta dolgunluk hissi, kulak çınlaması ve işitme kaybı gibi yakınmalar mutlaka araştırılmalıdır. Bu durumda bir hastaya kulak muayenesi ile beraber tam bir endoskopik burun-geniz muayenesi ve temel işitme testleri uygulanır. Bazen daha ileri test ve incelemelere de gidilebilir.

- İşitme cihazı uygulamaları da en sık gelen sorular arasında yer almaktadır. Geleneksel bir işitme cihazı ; bir mikrofon, yükseltici, alıcı, ses volüm kontrolü ve pil bölümlerinden oluşur. Bir işitme cihazının ana işlevi ses sinyallerini esas olarak üç aşamada yükseltmektir. İlk aşamada mikrofonun diaframı sesi mekanik enerjiye dönüştürür, mikrofon daha sonra bu enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürür. İkinci aşamada yükseltici bu enerjiyi arttırır ve son evrede alıcı bu arttırılmış elektriksel sinyali yeniden sese dönüştürerek kulağa yayınlar. İşitme cihazı kullanımına genellikle KBB uzmanının yönlendirmesi ile işitme testleri uygulayan işitme uzmanları karar verirler. Her işitme kaybında işitme cihazı kullanılmaz. Özellikle iletişimi bozulmuş fakat iç kulak hücrelerinde ileri harabiyet olmayan hastalar işitme cihazı denemesine alınırlar. Bazı durumlarda bebeklerde bile işitme cihazı uygulaması gerekebilir. Bu yüzden yenidoğan bebeklerde işitme kaybının olabildiğince erken saptanması önemlidir. Günümüzde çok çeşitli işitme cihazları mevcuttur. Konunun ticari boyutları da giderek büyüdüğünden hastaların çeşitli denemeler yapmadan gelişi güzel bir seçim yapmaması uygundur.

- Baş dönmeleri KBB kliniklerine yapılan başvuruların önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Birden bire başlayan baş dönmeleri özellikle şiddetli olduğunda hasta ve yakınlarında ciddi bir endişe hali yaratır.Aslında bu çoğu kez gereksizdir ve yakınmanın şiddetlenmesinede yol açabilir. Baş dönmesinin sebebi iç kulağa bağlı yada beyindeki merkezlerle ilgili olabilir.Boyun omurga ve kaslarına bağlı yada genel hastalıklara bağlı baş dönmeleri de sıkça görülür. Stres kökenli baş dönmeleri de nadir değildir. Baş dönmesi beyin kanaması , iç kulağın bakteriyel iltahapları , iç kulak travması ve ani işitme kayıplarına bağlı ise acil tedavi gerektirir. Diğer sebepler aciliyet taşımaz ve aslında polikliniğe başvuran hastaların çoğu bu gruptadır.Bununla birlikte her baş dönmesi mutlaka bir KBB uzmanı ve nörolog tarafından gecikmeksizin görülmelidir.Aslında karmaşık bir konu olan baş dönmesinin sebebini ortaya koyabilmek için bir dizi test ve radyolojik incelemeler gerekebilir. Pozisyonlara bağlı olarak ortaya çıkan ve saniyeler süren baş dönmeleri genellikle iyi huyludur ve ilaç tedavileri ile yönetilebilir. Dakikalarla ölçülen sürelerde devam eden baş dönmelerinde bir damar yetmezliği yada migren çeşidi akla gelir. Eğer atak saatler sürüyorsa bir iç kulak hastalığı olan "Meniere Sendromu" , günlerce sürüyorsa bir viral infeksiyon yada iç kulaktaki denge bölümü infarktüsü ayırd edici tanıda araştırılır.Hastaların pek azında böyle bir durumdan iç kulak yerleşimli tümöral oluşumlar sorumludur.

 
 
 
 


Normal Kulak Zarları
Kulak Zarı Kirlenmeleri (Miringosklerozis)
Kulakta Mantar (Otomikoz)
Orta Kulakta Sıvı Birikmesi
     
 

Untitled Document

Bu site içeriğinin kopyalanması ve yeniden dağıtılması yasalara göre yasaklanmıştır.
Tıp bilimi değişimlere açıktır ve bu site içeriğindeki bilgilerden dolayı uygulamada KBB Nişantaşı Grubu sorumlu olamaz.

© Copyright 2009 KBB Nişantaşı Grubu. Tüm Hakları Saklıdır.
artworks: juvenis