Normal konuşma ve ses kısıklığında ses tellerinin görüntüleri




Normal Ses telleri kapanışı




Ses tellerinde polip-nodül görüntüleri



 

 

 

 

 

 

 



Çene Altı Tükürük Bezi Şişmesi
Çene Altı Tükürük Bezi Şişmesi

 
BOĞAZ ve BOYUN HASTALIKLARI
 
KBB polikliniklerine yapılan başvuruların en sık sebeplerinden birisini boğazda ağrı, yanma, batma hissi, gıcıklanma, sürekli temizleme arzusu gibi boğaz sorunları oluşturur. Bu yakınmalar özellikle uzamış durumdaysa hastalarda ciddi endişeye yol açmaktadır. Oysa çok kaba bir genelleme yapmak gerekirse bu yakınmalar çoğu kez basit fiziksel, infeksiyonlu yada psikolojik koşullara bağlıdır. En sık rastlanılan sebep farenjit denilen yutak bölgesinin iltihabi olaylarıdır. Burada akut enfeksiyonlar sorumlu olabileceği gibi kronikleşmiş inatçı durumlar da söz konusu olabilir. Özellikle kronikleşmiş koşullarda gelişi güzel antibiyotik kullanımı genellikle sorunu karmaşıklaştırmak-tan başka işe yaramaz.

Ses ve Gırtlak tellerinin
Endoskopik Görüntüsü
 
Kronikleşmiş koşullarda mutlaka, ağızdan solunumun sürekli hale gelmesine yada gizli bir geniz akıntısına yol açabilen bir burun - sinüs sorunu araştırılmasına gidilmelidir. Ayrıca mide sıvısının yutağa doğru gizli kaçakları da araştırılmalıdır.

Ses kısıklığı

  • Ses kısıklığı artık yaygın olarak bilindiği gibi önemli bir belirtidir ve özellikle 15 günün üzerinde devam etmekteyse mutlaka araştırılması gereklidir.
    Basit bir üst solunum yolları infeksiyo-nundan tutun ses teli felçlerine, sesin aşırı ve kötü kullanıldığı durumlardan tutun gırtlak kanserlerine kadar çok değişik sebeplerle oluşabilir. Ses kısıklığı ile başvuran hastanın muayenesi günümüz-deki açılı ve/veya kıvrılır endoskoplarla muayenehane koşullarında rahat bir şekilde yapılabilmekte ve bu inceleme ile ses telleri yeterli bir şekilde görüntülenebil-mektedir. Bunun yanısıra ses tellerinin görüntüsünü çok değiştirmemiş erken değişiklikleri araştırmak gerekiyorsa "stroboskop" denilen ve ses tellerinin ince hareketlerini kaydeden yöntemler de mevcuttur.
     

  • Çocuklardaki uzun süreli ses kısıklıkları çoğu kez sesin kötüye kullanımına aşırı bağırıp çağırma, ağlama ve ses teli nodül ve kistlerine bağlıdır.
  • Erişkinlerde ses kısıklığının en sık sebepleri ; viral enfeksiyonlar, ses teli nodülleri, ses teli felçleri, sürekli geniz akıntsını yol açan sinüzitler, mide asidinin yemek borusuna kaçışı ve en önemlisi gırtlak kanserleridir.
  • Eğer ses kısıklığına yol açan sorun uygun ise, ses kısıklığını gidermek için başvurulan yöntemlerden birisi de ses tedavisi uygulamaktır. Günümüzde bu yaklaşım KBB uzmanının yönlendirmesi ile "ses tedavi uzmanı"olarak eğitim almış tıp doktoru olmayan uzmanlarca yapılır. Ses tedavisi basit bir şekilde sesin uygun kullanılmasının bir takım egzersizlerle öğretilmesi olarak tanımlanabilir ve özellikle ses suistimali dediğimiz bilinçsizce şarkı-türkü söylenmeye başlanması, sesin bağıra çağıra kullanılması yada öğretmenlerde olduğu gibi sürekli değişen perdelerde konuşulması nedeniyle gelişen koşullarda başarılıdır.

    Gırtlak kanserleri
  • Ses kısıklıklarının en önemli sebebi gırtlak kanserleridir. Gırtlak kanserlerinin görülme sıklığı her 100.000 kişide 3 ila 8 kişidir. Tütün içilmesi ile yakın ilişkisi vardır. Hastaların % 95'i sigara içicisidir. Erkeklerde 8 kat daha fazla görülür. Günümüzde erken yakalanması halinde ışın tedavisi yada ameliyatla tamamen tedavi edilebilmesi olanaklıdır. İlerlemiş olgularda bile tedavi şansı son yıllarda yükselmiştir.
  • Gırtlak kanseri tanısı konulmuş bir hastanın önemli endişelerinden birisi de sesini kaybetme korkusudur. Günümüzdeki cerrahi tedavi anlayış zorunlu olmadıkça organın işlevini korumak üzerinde geliştirilmiştir. Yani zorunlu olmadıkça gırtlağın tamamen çıkartılması gerekmemektedir. Özellikle erken dönemde yakalanan hastalarda sesin hemen daima korunması amaçlanır. Çok ilerlemiş hastalarda gırtlağın tamamen çıkartılması gerekse bile günümüzde uygulanan ses protezi takılması ile konuşma tatminkar bir şekilde sağlanabilmektedir. Ses protezleri yıllarca önce ameliyat olmuş hastalara da uygulanabilmektedir.

    Yemek borusu kanserleri
  • Gırtlak kanserlerinden daha az görülür. Sigara ve alkol kullanımı ve uzak doğudaki bazı beslenme alışkanlıklarıyla ilişkili olabilmektedir. En sık karşılaşılan belirtisi yutkunma güçlüğü ve yutkunurken ağrı oluşmasıdır. Erken dönemde yakalanması halinde cerrahi tedavi ve ışın tedavisi ile belirli bir başarı sağlamak olanaklıdır.

    Boyun kitleleri
  • Erişkinde yakın zamanda ortaya çıkan tüm boyun kitleleri gecikmeksizin araştırılması gereken durumlar arasındadır. Boyun bölgesinin herhangi bir yerinde bir şişlikle karşılaşılması halinde ilk başvurulması gereken uzman KBB Uzmanıdır. Çünkü çoğu kez bu kitle baş boyun bölgesini ilgilendiren bir hastalığın ya doğrudan kendisidir yada dolaylı bir belirtisidir. Boyun kitleleri bazen örneğin lenf sistemini tutan genel bir hastalığın belirtisi de olabilirler. Basit enfeksiyonlara bağlı olabilecekleri gibi hayatı tehdit edebilecek ciddiyette enfeksiyonlara da bağlı olabilirler. İyi veya kötü huylu tümörlere bağlı olabilirler yada doğumsal bir koşulun yıllar sonra ortaya çıkmış bir belirtisi olabilirler. Boyun kitlelerinin genellikle geniş bir ayırıcı tanısal hastalık olasılıkları vardır. Bununla birlikte günümüzdeki endoskopik muayene ve görüntüleme yöntemleri ile bu ayırıcı tanı hastalar açısından rahat bir şekilde yapılabilmektedir. Bazı durumlarda gerekebilecek ince iğne biopsisi de giderek yaygınlaşarak kolaylıkla uygulanabilir hale gelmiş bir araştırma yöntemidir.

    Tiroid bezi büyümeleri (Guatr)
  • Alt ve orta boyun bölgesine yerleşmiş olan tiroid bezi bazı iç salgı bezi hastalıklarına bağlı olarak bütünüyle büyümesi halinde konu öncelikle iç hastalıklarının bir üst dalı olan endokrinologların (iç salgı bezi, hormon bilim uzmanı) konusudur. Konu araştırıldıktan sonra ilaç tedavisi yada ameliyat gerekebilir.
  • Tiroid bezi içerisinde sınırlı bir büyüme -yumru gibi- nodül olarak adlandırılır ve kadınlarda daha fazla rastlanılır. Bu durumda elle muayenenin yanısıra ultrasonografi, tiroid hormon tetkikleri ve sintigrafi gibi tetkikler istenebilir. Bazı durumlarda ince iğne biyopsisi de gerekebilir. Sintigrafik incelemede bu nodülün tiroid bezinin normal dokuları gibi çalışmadığı anlaşılırsa "soğuk nodül" tanısı konulur. Soğuk nodüllerin % 5 ila 20 oranında kanserleşme olasılığı olduğu için ameliyat önerilmesi gerekebilir. Ülkemizde tiroid bezi ameliyatlarının genellikle genel cerrahlar tarafından yapılageldiği bilinmektedir. Bununla birlikte son yıllarda özellikle baş boyun cerrahisi üzerine eğitim almış KBB uzmanları da bu ameliyatları yapmaktadırlar.
  • Tiroid kanserleri ayırıcı tanıda yer alması gereken özellikli bir durumdur. Çocuklarda bile görülebilir. Olguların çoğunda rastlanılan tümör tipi cerrahi tedavi ve gerekirse ışın tedavisi ile günümüzde önemli bir başarı ile tedavi edilebilmektedir.

    Reflü (Gastroösefagial reflü=GER) hastalığı nedir?

    Mide asidi eğer yemek borusuna kaçarsa, bu duruma “Reflü” diyoruz. Normalde yenilen yemekler ağzımızdan, aşağı yemek borusuna doğru ve buradan da mideye doğru ilerlerler. Yemek borusunun alt kısmındaki halka biçimli bir kas (alt ösefagus sfinkteri) kasılarak midenin asitli içeriğinin yemek borusuna kaçmasını önler. Reflüsü olan insanlarda bu kas yeterli kasılamadığından mide asidi yemek borusuna kaçar.

    Yemek borusu ile gırtlak bölgesini kaplayan hassas dokularla mide asidi temas ettiğinde oluşan durum, aynı limon suyunun gözümüze kaçması sırasında olan reaksiyona benzer. Bu nedenle reflü esnasında göğüste yanma, kaynama hissi oluşur.

    Bazı hastalarda reflü, hastalık ilerleyene kadar belirti vermeyebilir. Neredeyse her insan reflünün belirtilerine aşinadır, ancak hastalık durumunda belirtiler uzun dönemde, belirli bir sıklıkta yaşanır.

    Larengofaringeal Reflü (LFR) nedir?

    Mideden yemek borusuna kaçan asit, daha yukarıya, gırtlak ve hatta geniz bölgesine kadar kaçıyorsa, buna larengofaringeal reflü diyoruz. Bu durumda asitli mide içeriği yemek borusunun üst kısmında bulunan halka biçimli kası da (üst ösefagus sfinkteri) geçiyor. LFR herkeste görülebilir; erişkinler boğazlarının gerisinde acı-ekşi bir tat, yanma hissi veya “bir şey takılmış” hissi şeklinde tarif ederler. Ses telleri etkilenirse solunum sıkıntısı ve ses kısıklığı da görülebilir.

    Bebek ve çocuklarda ise larengofaringel reflünün belirtileri şöyledir: öksürük, ses kısıklığı, hırıltı, kurup, astım, uykuda solunum bozukluğu, beslenme güçlüğü, salya artışı, morarma, aspirasyon (soluk borusuna kaçma), apne (soluk durması), büyüme gelişme geriliği. LFR’nin özellikle çocuklarda uygun şekilde tedavi edilmesi oldukça önemlidir.

    Gastroösefagial ve Larengofaringeal reflünün belirtileri nelerdir?

    Gastroösefagial reflünün belirtileri, inatçı göğüs yanması, ağza asit gelmesi, mide bulantısı, sabahları ses kısıklığı ve yutma güçlüğüdür. Bazı insanlarda göğüste yanma olmayabilir. Bunun yerine göğüste hafiften, kalp krizini taklit eden şiddetli ağrı olabilir. Ayrıca kuru öksürük ve ağız kokusu yapabilir. Bazı LFR hastaları boğazlarında “bir şey takılmış” hissi ile başvururlar, uyandıklarında ağızlarında acı bir tat ve nadiren solunum sıkıntısı olur.

    Bu şikayetlerden bazıları düzenli olarak haftada iki kez veya daha çoksa, kişide reflü hastalığı olabilir. Bu durumda, uygun tanı ve tedavi için bir Gastroenterolog veya Kulak Burun Boğaz Uzmanı tarafından hastanın değerlendirilmesi gerekir.

    Kimlerde Reflü Hastalığı olur?

    Kadın, erkek, bebek ve çocuklarda, yani herkeste reflü olabilir. Bu hastalık, fiziksel nedenler ya da yaşam biçimiyle bağlantılıdır. Fiziksel nedenler arasında alt yemek borusu kasının çalışmaması, hiatal herni, anormal yemek borusu kasılmaları ve mide boşalmasında gecikme sayılabilir. Yaşam biçimi faktörleri arasında ise diyet (çukulata, turunçgiller, yağlı yiyecekler, baharat), zararlı alışkanlıklar (aşırı yeme, alkol ve tütün kullanımı) ve hatta hamilelik nedeniyle karın içi basıncının artması, reflüye neden olabilir. Küçük çocuklarda üst ve alt yemek borusu kaslarının gelişimsel bozukluğu nedeniyle reflü olabilir.

    Ne yazık ki bebek ve çocuklarda reflü gözden kaçabilmekte ve tekrarlayan kusmalar ile kronik öksürük, boğaz ve kulak infeksiyonları gibi solunum yolu problemleri ortaya çıkabilmektedir.

    Kulak Burun Boğaz Uzmanının Reflünün tedavisindeki rolü nedir?

    Mide ve barsak sorunlarını tedavi eden Gastroenterologlar, gastroösefagial reflü için başlangıç tedaviyi sağlarlar. Ancak reflünün yol açabildiği kulak burun boğaz problemleri de vardır: ses kısıklığı, ses teli nodülleri (şarkıcı nodülü), kurup, solunum yolu daralması, yutma güçlüğü, boğaz ağrısı ve sinüs infeksiyonları gibi. Bu sorunların tanısı için bir Kulak Burun Boğaz Uzmanı veya yeterli endoskopik gereçleri olan ileri deneyimli bir uzman gereklidir. KBB Uzmanları refünün yol açtığı birçok hastalığı tedavi edebilirler: sinüs ve kulak infeksiyonları, boğaz ve gırtlaktaki problemler.

    Reflü Hastalığının tanı ve tedavisi

    Erişkinlerde reflünün tanısı, detaylı bir muayene veya ilaç tedavisine verilen yanıta dayanarak yapılabilir. Tanıda endoskopik muayenenin yanında (kamera vasıtasıyla burun, geniz, boğaz, gırtlak, ses telleri ve yemek borusunun üst kısmı değerlendirilir), biyopsi, ilaçlı yemek borusu rontgeni, 24 saatlik pH monitorizasyonu, asit reflü testi, yemek borusu motilite testi (manometri), mide boşalım çalışmaları ve yemek borusu asit perfüzyonu (Bernstein testi) uygulanabilir. Endoskopik muayeneler, biyopsi ve rontgen aynı gün içinde ofis veya hastane koşullarında yapılabilir.

    Çocuklada reflü belirtileri olduğunda mutlaka Çocuk Hastalıkları Uzmanı ile birlikte değerlendirilir.
    Çoğu reflü hastası birtakım ilaçlar ve önlemlere iyi yanıt verir. Gereğinde cerrahi kaçınılmaz olabilir. Reçete edilebilen ilaçlara örnek olarak antiasitler, antihistaminler, proton pompa inhibitörleri ve motilite arttırıcı ilaçlar verilebilir. Bu ilaçlardan bazıları reçetesiz olarak alınabilir.

    Reflüyü önlemek için öneriler
    • Uyku öncesi 2-3 saat yemek ve içmekten kaçınılmalı
    • Alkol alınmamalı
    • Az ve yavaş yenmeli
    • Kısıtlanması gerekenler:
    o Kafein
    o Gazlı içecekler
    o Çukulata
    o Nane
    o Domates ve turunçgiller
    o Yağlı ve donmuş gıdalar
    • Kilo verilmeli
    • Sigara içilmemeli
    • Dar giysiler giyilmemeli

 
 
 


Untitled Document

Bu site içeriğinin kopyalanması ve yeniden dağıtılması yasalara göre yasaklanmıştır.
Tıp bilimi değişimlere açıktır ve bu site içeriğindeki bilgilerden dolayı uygulamada KBB Nişantaşı Grubu sorumlu olamaz.

© Copyright 2009 KBB Nişantaşı Grubu. Tüm Hakları Saklıdır.
artworks: juvenis