İNTERNET VE TIP
Uygarlık tarihinde hiçbir değişim süreci endüstri çağından bilişim çağına geçtiğimiz şu yaşadığımız yıllardaki kadar hızlı olmamıştır. Atomun yerini "bit" alınca dijital tanı, görüntüleme yöntemleri ve videoendoskopik cerrahi yöntemler tıpta yeni bir devir açmıştır. Tıp ve cerrahideki eğitim anlayışı ; bilgisayar ve internet yardımlı eğitim, multimedia ve hatta sanal gerçeklik ile yaratılan simülasyonlu eğitim ortamları gibi yepyeni kavramlarla değişmektedir. İnternetteki haberleşme grupları ile dünya doktorları sürekli bilgi değişiminde bulunabilmekte hatta dünyanın herhangi bir yerindeki doktor hastasının yanından bir başka ülkedeki meslektaşı ile örneğin hastasının videoendoskopik muayene bulgularını da göndererek "chat" yapabilmektedir. Bu uygulamanın daha ileri şekli olan "Tele-medicine" yeni etik kuralların belirlenmesini gerektirecek kadar yaygınlaşma göstermektedir. İnternet ile tıbbi yayınlara ulaşma meslek mensubu olmayanlar için bile çok kolaylaşmıştır ve bu hasta haklarının genişlemesi açısından yeni gelişmelere yol açacaktır. Sağlık kuruluşları ve doktorlar tarafından oluşturulan web siteleri sadece bilgi vermenin dışında yeni rekabet ve gelişme stratejileri yaratmıştır. Örneğin bir hastane hastaları ile ilgili bilgi ve sonuçlandırmaları internete açabilmekte, bir cerrah yaptığı ameliyatların video görüntülerini ve hastalarının e-mail adreslerini web sayfasına koyabilmektedir. Böylelikle yasal ve etik değerleri ilgilendiren yeni belirlemeler gerekecektir. Tele-cerrahideki deneysel çalışmalarda da cerrahın el hareketleri elektronik sinyallere dönüşerek cerrahi ortama kan damlaları ile değil "bit ve byte'lar'' ile ulaşmaktadır. Bunun anlamı, gelecekte hastanın internetle iletilen üç boyutlu holografik sanal anatomik görüntüsü üzerinden bir başka yerdeki cerrahın ameliyat yapabilmesinin olanaklı hale gelebilmesidir. Böylelikle espirili bir yaklaşımla ; hekimlik süreci, büyücü hekimlikten Hipokrat hekimliğine, steril açık cerrahiden endoskopik nintendo cerrahlığına oradan da dijital hekimliğe evrimleşme göstermiş olacaktır.
|
|
KBB TARİHÇESİ İLE İLGİLİ İLGİNÇ BİLGİLER
|
| |
Kulak Burun Boğaz uzmanlık alanı; kulak ve gırtlak-boğaz alanlarının 20.yüzyıl başlarında birleşmesi ile gelişmiştir. Kulak hastalıkları 19.Yüzyıl ortalarında gelişmeye başlarken, 1954 yılının, Eylül ayında bir İspanyol müzisyenin ayna yardımı ile kendi gırtlağı ve ses tellerini görüntülemeyi başarması ile uzmanlık alanımızın boğaz bölümü gelişmeye başlamıştır. Boğazdan yukarı doğru çıkıldığında yada orta kulaktan Östaki tüpü boyunca inildiğinde her iki alanın uzmanları da aynı organla karşılaşmışlardır: burun boşluğu. Böylelikle kulak burun boğaz hastalıkları aynı uzmanlık alanında çalışılır olmuştur.
|
| |
İlk Kulak kliniği 1850'de Londra'da daha sonrada 1873'te Viyena'da kurulmuştur. Bu yıllarda kulak uzmanlığı "güç ve karşılıksız" olarak tanımlanmıştır.
|
| |
Kulağın işlevi ile ilgili ilk inanışlar da çok ilginçtir. Hipokrat zamanından beri gelen bir inanışa göre kulağın üreme organları ile ilişkili olduğu sanılırdı. Benzeri inanışlar Moğol, Hint ve Pers mitolojilerinde de mevcuttur. Bu yüzden hırsızların kulakları kesilerek onların kısırlaştırılması amaçlanırmış.
|
| |
Eski zamanlarda şiddetli burun kanamalarından pek çok insan öldüğü için Hıristiyanlıkta bu konuyla ilgili bir koruyucu aziz tesis edilmiştir. Ayrıca bir hastanın boğazından balık kılçığının çıkarılmasını katolikler her 3 Şubat'taki dini törenlerinde anımsatmaktadırlar.
|
| |
Ani solunum yolu tıkanması nedeniyle yapılan ve hayat kurtaran bir yöntem olan "trakeotomi - boğaza dışarıdan bir solunum deliği açma işlemi - " ilk kez milattan önce 2. yüzyılda yapılmış, ancak bu işlem 17. yüzyıldan sonra yaygın kabul görerek kullanılmaya başlanmıştır.
|
| |
Bugün iltihabi yada orta kulakta sıvı toplanması gibi sebeplerle sıkça yaptığımız "mirengotomi - kulak zarını çizme işlemi - " 1760'larda bulunmuş ve 1800'lerin başında Londra'da "bazı sağırlık türlerinin giderilmesi operasyonu" olarak giderek yaygınlaşmaya başlamıştır.
|
| |
Kulak zarının aydınlatılarak görülmesini sağlayan ve yıllarca doktorların stetoskoptan sonra simgesi haline gelen alın aynası 1841'te yapılmıştır.
|
| |
KBB'de ilk ameliyat mikroskobu kullanımı 1921'de kulak ameliyatları ile başlamıştır. Bu gün kulak muayeneleri bile neredeyse rutin olarak mikroskopla yapılmaktadır.
|
| |
Vücudun doğal boşluklarının gözle görülerek incelenmesini sağlayan endoskoplar ilk kez 1800'lü yılların sonunda ürologlar tarafından kullanılmaya başlanmış ve ne yazık ki neredeyse 100 yıl sonra KBB sahasında ve özellikle burun-sinüs hastalıklarında kullanılmaya başlanılarak devrim sayılabilecek gelişmelere yol açmışlardır.
|
| |
Nobel Tıp ödülü almış tek KBB Hastalıkları Uzmanı, Macar von Bekesy'dir. İşitme ve iç kulak araştırmalarıyla 1947'de bu ödülü alarak KBB sahasında önemli gelişmelere zemin hazırlamıştır. |